Zeytin ağacının gölgesinde, Ege sofrası


Önce ağaçlar vardı
Bu sofra bir restoran fikriyle değil, bir zeytinlikle başladı. Asırlık ağaçların arasında dolaşırken sorduk: bu toprağın verdiğini, en dürüst haliyle bir sofraya nasıl taşırız? Yağımızı kendi ağaçlarımızdan, erken hasatla sıkıyoruz; her şişenin kokusunda o yılın güneşi var.

Sabah toplanan, akşam sofrada
Otlarımızın çoğu kendi bahçemizden; kalanı, adını bildiğimiz üreticilerden. Balığı körfezin balıkçısından, peyniri yarımadanın mandırasından alırız. Menümüz bu yüzden mevsimle birlikte değişir — bahçe ne verirse onu pişiririz.

Odun ateşi, taş fırın, sabır
Mutfağımızda gösteriş yoktur; ürünün kendisi konuşur. Ekmeğimiz taş fırında, etimiz zeytin odunda, sebzemiz közde pişer. Amacımız sizi yalnızca doyurmak değil; her ziyaretinizi gölgede geçen, hatırlanmaya değer bir güne dönüştürmektir.
“Soframıza buyrun; gölge serin, yağ tazedir.”